Bilimsel düşünmeyi öğrenmek ve uygulamak

Bilimsel düşünmeyi öğrenmek ve uygulamak

Bilimsel düşünmeyle ilgili bir hikaye anlatılır.

Bir fizikçi, bir kimyacı ve bir matematikçi çölde kaybolmuşlar. Yanlarında sadece 1 kutu konserveleri varmış ama konserveyi açabilecek herhangi bir aletleri yokmuş. Matematikçi ve Kimyacı Fizikçi’ye dönmüşler, ‘Hadi bakalım, fizik bilgini kullan ve aç konserveyi’ demişler. Fizikçi uğraşmış, uğraşmış ama açamamış ve Kimyacı’ya vermiş. ‘Al da sen aç kimya bilginle’ demiş. Kimyacı da uğraşmış uğraşmış açamamış. Sonra konserveyi matetatikçiye vermiş ‘Sıra sende’ demiş. Matematikçi konserve kutusuna bakmış bakmış ve demiş ki: ‘Varsayalım açık...’

Komik ve mantıksız geldi değil mi? Ama aslında sorun çözmekte farklı bir bakış açısının olabileceği gerçeği gizli burada. Columbia University Astronomu, bilim insanlarının problemleri bölmede kullandıkları yetilerinin ve alışkanlıklarının çalışanların geneline büyük yarar sağlayacağını savunuyor.

Astronomi Doktora Adayı Moiya McTier, mayıs ayında Fast Company’de yayınlanan yazısında, kompleks konuları basitleştirmenin, analiz edebilmenin ve herkesin anlayacağı netlikte anlatabilmenin faydalarına işaret ediyor. Geliştirdiği Pendulum projesi dahilinde interaktif çalıştaylarla bilimle alakası olmayan insanlar bilim insanı gibi düşünmeyi öğretiyor. Bilim, teknoloji, girişimcilik ve teknolojiyi farklı projelerde birleştiren STEM’in eğitimde yaygınlaştırılması için çalışmalar yapmakta.

Hiç karmaşık bir süreci bir müşterinize anlatmanız gerekti mi? Sizin veya departmanınızın geliştirdiği bir ürünün performansını ölçmek için metrik geliştirmek işinizin bir parçası mı? Birçok değişken ve sınırlama içerisinde planlama yapmanız mı gerekiyor? Tüm bu sorumluluklar daha teknik olarak algılanan teknoloji, finans ve danışmanlık şirketlerinin baktıkları yetiler arasına giriyor diye düşünebilirsiniz. Oysa, bu sorulara cevap verecek bu alanlarda formal eğitimi almış aday sayısı çok azdır. Bu soruları çözmeyi sistematik bir şekilde öğrenmiş olanlar ise, her zaman aklımıza gelmeyen bilim insanlarıdır.

İnsanların çoğunluğu , ‘bilim yapmayı' belli formüllere sayıları girmek ve laboratuvar ortamında deneyler yapmak olarak algılıyor. Tabii ki, bilim insanı olarak işinizin bir kısmı bunları gerektiriyor, ancak işin önemli bir kısmı da, problemleri enine boyuna düşünüp yaratıcı çözümler bulmayı ve bu çözümleri veya sonuçları etkili bir iletişimle paylaşmayı gerektirmekte.

Bilim insanları bunu nasıl gerçekleştiriyor? Matematik ve fiziğin yanı sıra, bilim insanları bazı yetilerini sürekli pratik ediyor ve kendilerine en uygun olan zihinsel modeli kullanarak problemlere çözüm üretiyorlar. Bu, aslında sadece bilim insanlarının değil, herkesin yararlanabileceği bir yöntem. Sürekli pratikle işinizi çok daha iyi yapacağınız kesin.

Peki biz bilim adamı değiliz, ancak bir bilim adamı gibi düşünebilir miyiz? İşte bir kaç öneri;

Gözlemlenenler ve öğrenilenler arasındaki farkı bulmayı öğrenin
Her saniye beyniniz milyarlarca bilgi parçasıyla adeta bombardımana uğruyor. Kendini gereksiz bilgilerden korumak ve ‘sağlıklı’ kalmak için bilgileri yürürlüğe koymada sonuçlara atlayarak ve varsayımlar yaparak kestirme yollar izliyor. Ne zamanki bu sonuçlar ve varsayımlar yanlış çıkarsa, o zaman işte başınız belaya giriyor. Yanlış sonuç ve varsayımları en aza indirgemenin bir yolu, bilinçli bir şekilde gözlemlediğiniz şeyleri öğrendiğiniz şeylerden ayırabilmek.

Pencereden dışarı bakarak havanın gerçekten sıcak olduğunu anlayabilir misiniz? Ya da güneşli hava, bulutsuz masmavi gökyüzüne aldanarak hava bugün çok sıcak diye yanlış olabilecek bir gözlem mi yaparsınız? Müşterileriniz size açık açık ürününüzle ilgili deneyimlerini ve üründen ne kadar memnun kaldıklarını söylediler mi? Yoksa ürünün satış performansından müşterilerin ne kadar memnun kaldıkları sonucunu siz mi çıkardınız?

Doğal olarak, beyninizin her varsayımını sorgulayamazsınız ancak her varsayımı sorgulamadan da tek gerçekmiş gibi kabul de edemezsiniz. Küçük adımlarla pratiğe başlayın. Örneğin, beraber işe gittiğiniz bir mesai arkadaşınızla sizin içini dışını bildiğiniz bir konuda sohbet edin. Görüşlerinizin, varsayımlarınızın, bireysel olarak sizin ve arkadaşınızın çıkardığı sonuçların ve gerçekten olan bitenin birbirinden farklılıklar gösterdiğini göreceksiniz. Amaca yönelik iyi sorular sorun.

İşinize yapılacaklarla değil, sorularla yaklaşın
Mucitler yapay zeka alanında faaliyet gösteren bir şirket için araştırma yapan bir arkadaşıyla sohbetinden kesitlere yer vermiş yazısında. Arkadaşına araştırmada hangi sorulara cevap arıyorsun diye sorduğunda, arkadaşının cevabı onu düşündürmüş: Şirketin ürününün belli bir işi yerine getirdiğinden emin olmak. Mucitler bunun bir amaç olduğunu ancak bir soru olmadığını saptamış.

Problemlere yaklaştığımız zaman bir işi yapmaya odaklanırsak, tünel görüşü geliştirme riskiyle karşılaşırız. Yapmamız gereken işe ve o işi yapmamız gereken şekilde yapmaya o kadar konsantre oluruz ki, karşımıza çıkan ilginç problemleri veya daha etkili olabilecek çözümleri kaçırırız. Doğru soruları sormak gerçekten neye baktığımızı belirlememize yardımcı olur, alternatif çözümler geliştirmek için yer açar.

Sorduğunuz her bir soru için işleyebilir bir hipotez geliştirin
Ne aradığınızı bildiğinizi varsayalım. Aradığımızı bulduğunuzda nasıl bir değerlendirme yapacaksınız? Neyle karşılaştıracaksınız? Bilim insanları araştırmaya başlamadan hipotez geliştirirler, buldukları sonuçları bu hipotezle karşılaştırırlar. Siz de işte yeni bir problemi çözerken aynı yöntemi izleyebilirsiniz. Yeni bir ürün mü geliştiriyorsunuz, yeni pazarlarda yatırım yapmayı mı planlıyorsunuz, ya da bir başka şirket için satış partnerlerini mi analiz ediyorsunuz, edineceğiniz sonuçları etkileyecek faktörlerin bir listesini yapın. Listelediğiniz faktörlerin olumlu ve olumsuz yönlerini yazın, sonra da hangi yönün ağır bastığını tespit edin.

Evet işinizin doğru yönde ilerlediğini görmek için akıllıca yaptığınız tahmin ve önsezilerinize güvenmeniz gerekecek. Bu gibi planlamalar sayesinde, başlangıçta yaptığınız projeksiyonlarda ne kadar yanıldığınızı, hangi tahminleri doğru yaptığınızı göreceksiniz, işimizin başka yönlerini etkileyebilecek biaslarınızın farkına varacaksınız ve bu biaslardan etkilenmemenin yollarını keşfetmek için yollar arayacaksınız. Bilimsel düşünmeyi benimsemek yaratıcılığı bir kenara bırakmak anlamına gelmiyor. Tam aksine, iyi bilim adamları mantık ve yaratıcılığı bir arada kullanarak gerçeğe ulaşıyorlar. Bilimsel yöntemlerin daha geniş kitlelere ulaşmasının zamanı geldi de geçiyor bile...